MAYIS -15-14-13...

İğneada da spor niyetine!!!
Bazı sabahlar yolda, İğneada'dan Liman istikametine doğru spor yürüyüşü yapan insanları görüyorum. Güzel bir şey tabi. Ben de delikanlılığımda Avcılar köyünden İğneada'ya haftada iki kez koşardım. Bazen hızımı alamaz çamlık yokuşunu çıktıktan sonra limana kadar (İğneada'ya dönüş dahil) günde 25 kilometre koştuğum olurdu. O zamanlar adeta koşmaya aşık olmuştum! Tabi sonra hayatın akışı bizi kendi yoluna çekip dizginleri ele alınca bizde kilo almaya başladık. Şimdilerde çok çalışarak aldığım kiloları vermeye çalışıyorum ama nafile görünüyor. Liman yolunda gördüğüm bu sporcuların arasında bir bayan var, yürürken ellerinin ikisini birden, bir sağa bir sola savurarak yürüyüş kurallarını zorlayarak spor yapmaya çalışıyor. Ama en iyi yaptığı şey bu yürüyüş esnasında resim çekmek! Çektiği resimler ile güya doğasever olduğunu ve doğa korur olduğunu sosyal medyada duyurmak. Çektiği resimlerin üstüne açıklama yerine insanların yoğurdunu kabartacak tarzda yönetime kinayeli laf sokuyor. ( yönetimin kim, hangi partiden olduğunun önemi yok!) Tabi paylaşımın altına gelenler yukarıda atılan yol gösterici (!) başlığa göre yorum değil adeta içlerindeki irinleri akıtıyorlar. İğneadanın yönetiminden girip İğneada'lılardan çıkıyorlar! Bu doğasever-leri bir kez olsun elinde çöp poşeti ile çöp toplarken görmedim. Bunlar bir resim ile ortalığı bulandıran, bir ekmek ile yüzlerce köpeği sokak hayvanlarını besleyen (!) embesil cep telefonu severlerdir (!) Bunlar İğneada'nın virüsleridir! Bunlar yattığı yeri temizlemeyen ama başkalarının hataları ile ün yapmaya meraklı sokak süpürgeleridir! Tabi'ki hakkını veren gerçek doğa sever ve hayvanseverlere lafım yok. Benim lafım taklitçilere, benim lafım; insanlar arasında huzuru bozacak şekli ile paylaşım yapan gerzeklere-dir. Ben "İğneada Sosyal Gelişim Derneği" Başkanıyım. Gelişmemiş kişileri Sosyal Arenada Çok çabuk Teşhis ederim. Bu insanlara diyorum'ki İğneada'dan uzak durun canınızı fena sıkar... ... ...! 😠


Hepimizin özendiği bir takım meslekler veya çok yönlü kişisel becerisi olan insanlar vardır. Mesela ben darbuka çalmasını çok isterdim. Düğünlerde çıkıp güzel bir kasap havası oynamasını çok isterdim. Ehliyetli İmamların okuduğu gibi tüyleri diken diken eden Ezanı-Şerif okumak isterdim vs vs... Ancak bunlar yetenek işi, şimdi darbuka çalmaya kalksam yüzüme gözüme bulaştıracağımdan eminim. Düğünlerde kasap oynamaya kalksam tüm oynayanların ahengini bozacağıma eminim. Ezan okumaya kalksam milletin camiden kaçma riski büyük (!) Peki ben neden bu özendiğim işleri yapmaya çalışmıyorum? Bu had meselesi yani insan; kendisinin neyi yapıp neyi yapamayacağını bilmesidir! Haddini bilmeyen insanların özendikleri işleri yapmaya çalışmaları inanın çok pis sırıtıyor. Üstelik bu kişileri tanıyor olmamız işin bir başka vahim yanıdır! Özünde, sözünde gözünde; özendiği bir kişiliği taklit etmek, üstelik anlı şanlı, dipdiri canlı; sabah akşam gördüğümüz bu insanların, özellikle çalıntı veya alıntı (!) paylaşımları ile olduğundan farklı görünmeye çalışmaları "Sosyal Medya" tatminidir. Bir de, başkalarının ürettiği kişisel paylaşımlara yorum diye irin akıtanlar vardır. Onlara bir başka yazımda değinirim inşallah... 
Kalın sağlıcakla... 
(Balcı, balıkçı, kaptan, demirci, operatör, Şoför, formen, Çiftçi,Tarzan, Hayvan sever, Doğa sever vs vs...) 😜


Nükleere karşıyız, termike karşıyız, güneş paneline karşıyız, başkanın baneline karşıyız, rüzgar gülüne karşıyız, Gül'ün dikenine karşıyız... ahada elentirikler kesildi! Tüm Trakya karanlıkta; nerede bu devlet, nerede bu hükümet? Size oy filan yok reis (!)😜


Biz duygusal insanlarız. İster sevgili olsun, ister dost ya da arkadaş. Kanımız ısınmaya görsün bir kere... Her kimse onun adına şiirler yazarız bazen de hikayeler... Her yerde hep onu anlatırız. Tevcit pilavı gibi indir bindir hep onun adı vardır dilimizde. Yakın çevremizde kıskançlık krizine girenler olur bu insan sevgimizden ötürü! Bu şanslı insanlar birçok insan tarafından tanınırlar sayemizde. Sonra birgün menfaat girer işin içine çok sevdiğiniz kişi birden yanlış anlamaya meyillenmiştir! Siz anlarsınız işin içinde iş vardır! Yüzüne vuramazsınız. Oturup sessizce bir insanın değişimine şahit olursunuz. Sis sustukça celallenir aşkımız (!) Her cümlede biter gözümüzde bu sevda, yapılacak bir şey yok, hep birlikte şaşırtıcı, şaşırtan karşısında şaşar kalırız! 
...
Soranlar olursa öldü deriz!


Şuan hepimiz, senaryosu alnımıza yazılmış uzun bir filmin baş aktörleri, esas adamlarıyız. Hayata ve insanlığa karşı sorumluluklarımız var. Yaptığımız işi içimize sindirerek, severek yapalım. Fitne ve fesatlıktan uzak duralım. Birbirimizi sevelim sayalım. Değerlerimize sahip çıkalım. Halkın alkışladığı "Esas" adam olalım'ki gençler bizi örnek alsın. 
Ramazan ayınız kutlu olsun...


Hayatta çok az insan çocukken olduğu gibi dürüst kalır! Bozulanlar için ister "kader" de ister "karaktersizlik" de. Bir gün merakından veya özlediğinden sorarsın, çocukluk arkadaşını tanıyan birine; 
"Ya o mu?
Bırak şunu yaa...
dolandırmadık insan bırakmadı. Babadan kalan malı mülkü sattı yedi, dört çocukla karısını yüzüstü bıraktı gitti.
Bazen aşağılara indik mi rastlıyoruz ona otogar etrafında. Belinde şarap şişesi gelip geçenlerden para istiyor... akşamları mezarlıkta uyuyor diyorlar!"
...
İnsan sorduğuna soracağına pişman oluyor çocukluk arkadaşını.
Kader de geç gitsin...
Ancak,
İbret almayı unutma!


Başarasız kişileri muhatap almaya devam ettirildikçe (!) birde onlara "Bende Sizdenim" yalanını attıkları için uzayan burunlarını görmezden gelip yakalarına rozet, boyunlarına madalya verdikçe, bu millet ne iyi bir gün yüzü görür nede refah düzeyi artar! Buna sebep olanlar, saltanatları bittiği zaman gerek bu dünyada gerek ahirette o rozet ve sahte başarı belgeleri, madalyaları verdikleri için milyonlarca insanın vebalini ödemeye hazır olsunlar! Cehennemden kendilerine yer beğensinler... kul haklarını ödemeye çaldıkları bile yetmez (!) 
Hayırlı cumalar olsun...